27 Şubat 2010 Cumartesi

Konu

İnsan saf bir akıl ve onu çevreleyen bir bedenden mi oluşmuştur? Ya da bedenimiz zaten aklın kendisini mi oluşturur? Kendi varoluşumuzu nesnelerle ilişkiden ve dolayısıyla bedenimizden mi alıyoruz?
Beden, kişinin dış çevresiyle belli duyular aracılığıyla iletişim kurduğu bir arayüz aygıtı olarak görülebilir. Bu durumda bu duyusal mekanizmaların yerini alabilecek farklı arayüzler oluşturulursa kendimiz ve çevremizdekilerle olan iletişimimiz ne ölçüde değişebilir?
Atölye süreci, kavramsal olarak kişinin (dönüştürülmüş)beden+yeni arayüz aygıtı tasarlamak ve bunu birtakım tekniklerle gerçekleştirme üzerine odaklanacaktır. Aygıtın yol açacağı farklı dünyaları keşfetme öncelikli hedeftir.
Arayüz aygıtı, birebir fiziksel, video ya da interaktif tekniklerle gerçekleştirilmeye çalışılacaktır. Aygıt üretiminin sonunda yol açtığı farklı dünya, video teknikleriyle görsel hale getirilecektir.
“Varoluşumuzu duyumsuyorsak; ancak çoktan başkalarıyla temasa geçtiğimiz için duyumsuyoruz” Merleau-Ponty

Atölye Yürütücüleri: Nil Tuzcu, Orkun Beydağı